Blog Post

 

14 KASIM DÜNYA DİYABET GÜNÜ

13.11.2020

Diyabet hastalığının tarihçesi çok eskidir. Çok fazla miktarlarda yapılan idrarı anlatmak üzere kullanılan MÖ 1500 yıllarına kadar uzanan diabetes mellitusla ilişkili ilk tanımlamalara Mısırdaki Eber yazıtlarında rastlanmıştır.
Bu papirüste hastalık:
“Öyle susuzdu ki bütün nil nehrini yutabilirdi” diye tasvir ediliyor. Anadolu’da da Kapadokyalı Aretaeus şeker hastalığını tariflemiştir.
1921 yılında insülini bularak diyabet hastası milyonlarca hastanın tedavisini mümkün kılan Dr. Fredrick Banting’in doğum yıldönümü anısına her yıl 14 Kasım’da dünya diyabet günü düzenlenerek çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.
Bu yılki 14 Kasım 2020 dünya diyabet günü teması ‘’ HEMŞİRELER VE DİYABET ‘’ olarak belirlenmiştir.
Diyabet, insülin eksikliği ve insülin etkisindeki bozukluklar nedeniyle organizmanın karbonhidrat, yağ ve proteinlerden yeterince yararlanamadığı, sürekli tıbbi bakım gerektiren, kronik, geniş spektrumlu bir metabolizma bozukluğudur.
Hastalığın akut komplikasyon riskini azaltmak ve uzun dönem kronik ve tedavi maliyetini artıran komplikasyonlarından korunmak için sağlık çalışanları ve hastaların sürekli eğitimi şarttır.
Uluslararası Diyabet Federasyonunun (IDF)  tahminlerine göre dünyada  2015 yılında 415 milyon yetişkin diyabetli sayısının
2040 yılında 642 milyona ulaşılacağı öngörülmektedir.
Türkiye’de yapılan TURDEP çalışmasında ise 1998 yılında %7.2 olan diyabetli birey sayısı 2010 yılında %13.7 ‘ye yükseldiği belirlenmiştir. Erişkin popülasyonda 8.5 milyonun üzerinde diyabetli olduğu tahmin edilmektedir. Bu rakamlar muhtemelen çok daha yüksektir.

 
Diyabet yaşla beraber artmakla her yaş grubu için tehdit oluşturmaktadır. Diyabet risk faktörleri:
-birinci derece yakınınızda diyabet olması
-40 yaş üstü
-kilolu olma
-Hareketsiz yaşamak
-Yetersiz ve dengesiz beslenme
-kalp damar hastalıkları olan kişiler
-İri bebek doğurmak ya da gebelikte diyabet çıkması
 Diyabet ülkemizde görülme sıklığı giderek artan ciddi organ kayıplarına yol açan ve yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyebilen kronik bir hastalıktır.
Diyabetli bireylerin yaşam kalitesinin arttırılması beslenme, egzersiz, tıbbi tedavi ve eğitimden oluşan dört temel faktörde mümkün olmaktadır.
Eğitimin sürekliliğinin ve bilginin güncellenmesi gerekir.
Ünlü diyabetolog Dr. Joslin’’Diyabet eğitimi, tedavini bir parçası değil, bizzat tedavinin kendisidir’’ demiştir. Eğitimi sadece diyabetliler değil diyabetli bireylerin yakınları ve diyabet açısından riskli kişiler hatta toplumun hepsi almalıdır.
Yaşam tarzı değişiklikleri ile 2040 yılına kadar 160 milyon diyabetin geciktirilebileceği veya önlenebileceği öngörülmektedir.
Yapılan çalışmalar sonucu diyabet eğitiminin:
-Hastaların diyabet bilgisinin arttığını
-Öz bakım davranışının geliştiğini
-Kilo kaybı sağlandığı
-Yaşam kalitesinin arttığı
-Hastalıkla daha kolay baş edebildiklerini
-ilaç ihtiyacını azalttığı, şeker kontrolünün çok daha iyi olasını sağladığı
Ve sağlık giderlerinde belirgin düşme göstermiştir.


Necmettin Erbakan Üniversitesi
Meram tıp Fakültesi Hastanesi
Diyabet Eğitim Hemşiresi
Fatma ÖZDAMAR
Gülşen AYBAR TEKE